Düşük Nedir, Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir?

Paylaş:

Düşük, tıbbi literaturde “abortus” olarak adlandırılır. Gebeliğin ilk yarısında yani yirminci gebelik haftasından önce veya bebek 500 gram ağırlığa ulaşmadan önce gebeliğin değişik nedenlerle sonlanmasıdır.

Hamileliğin 20. haftasından 37. haftasına kadar gerçekleşen doğum eylemleri ise düşük olarak değil “erken doğum eylemi (preterm eylem)“ olarak tanımlanır.

Düşüklerin %80’inden fazlası birinci trimester içinde yani ilk 12 haftada meydana gelir. En fazla risk ise ilk 8 haftada olup, bu gebelik haftasından sonra düşük şansı giderek azalmaktadır.

Abortus imminens (Düşük tehdidi):   Gebeliğin ilk yarısında rahim içinde yaşayan bir bebeğin olmasına rağmen vajinal kanamanın olması durumudur. Bu durumda henüz düşük gerçekleşmemiş olup bir düşük tehdidi ve düşük riski mevcuttur.

Gebeliklerde ilk haftalardaki kanamaların %90 ‘ı kendiliğinden geçicidir ve bebekle ilgili bir sakatlık (anomali) oluşturmaz. Ancak %10’u kasılmaların artması ile kaçınılmaz düşüğe (abortus insipiens) dönüşebilir.

Gebeliğinizde vajinal kanama ile birlikte doktorunuza başvurduğunuzda yapılan ultrasonda düşük tehditi (Abortus imminens) tespit edildiğindem mutlak yatak istirahatı (15-20 gün süreyle) yapılmalı,  cinsel ilişkiden kaçınmalı, ağır yük kaldırmaktan ve ağır iş yapmaktan kaçınmalı, stresten uzak durmalı ve doktorunuzun vereceği önerileri dikkate almalısınız.

Abortus insipiens (Kaçınılmaz düşük):   Kanama ve şiddetli ağrı ile birlikte rahim ağzında (cervix) açılma sonrasında düşüğün kaçınılmaz hale gelmesi durumudur. Abortus insipiens tanısı konulan gebelerde kürtaj ile gebeliğin kontrollü bir şekilde sonlandırılması gerekir. Çünkü bu durumda kişi ağrı çekmektedir ve gebeliğin devam etmesi olası değildir.

İnkomplet abortus (Tam olmayan düşük):  Bebek (fetus), plasenta, amniyon kesesi ve amniyon zarından oluşan “gebelik materyali” nin rahim içinden rahim dışına tam olarak atılamaması, içeride bir miktar materyal kalması halidir. Ultrason ile rahim içinde kalan artık (rest) materyal tespit edilen hastalara da kürtaj işlemi yapılmalıdır.

Boş gebelik (Blighted ovum, Anembriyonik gebelik):  Halk arasında “su gebeliği”, “boş gebelik” veya “boş kese” olarak da adlandırılan bu durumda gebelik kesesini oluşturan amnion kesesi ve plasenta oluşurken bu yapıların içinde bir bebek bulunmamaktadır. Kişi kan veya idrar testi yaptırdığında gebelik testleri pozitif olmasına rağmen rahim içinde sağlıklı bir gebelik olmadığından kürtajla gebeliğin kontrollü bir şekilde sonlandırılması yani kürtaj işlemi  şarttır. Aksi takdirde gebelik olur olmaz bir zamanda kendiliğinden kanama ile sonlanacaktır.

Missed abortus (Farkedilmemiş düşük): Intrauterin exitus; bebeğin rahim içinde ölmesini tanımlayan ve sık kullanılan bir terimdir. Missed abortus; bebeğin rahim içinde ölmesine rağmen rahim kasılmalarının olmaması nedeni ile düşük tam olarak gerçekleşemez ve uzun süre geçmesine rağmen durum fark edilemeyebilir. Fetusun uzun süre atılmadan rahim içinde ölü kalması anne adayının hayatını tehdit edebilecek kan pıhtılaşması problemlerine neden olabileceğinden son derece önemli bir durumdur.

HCG hormonu düzeyi genelde 500-1000 IU/mL miktarına ulaştığında gebelik kesesi alttan yapılan “vajinal ultrasonografi” ile görülebilir.

Karından yapılan ultrasonlarda ise gebeliğin görülmesi daha geç olacaktır ve bunun için kanda gebelik testi (Beta HCG) değerinin 5000 IU/ml değerlerine yükselmesi gereklidir.

Vajinal veya karından (abdominal) ultrasonlar ile rahim içinde bir gebeliğin görülmesi duruma “klinik gebelik” adı verilir.

Bazı durumlarda ise henüz bir adet gecikmesi olmadan, 1-2 gün kala kanda yapılan gebelik testi ile hCG düzeyindeki artış saptanabilir. Ancak herhangi bir nedenle gebelik canlılığını yitirdiğinde bazen adet kanamasında herhangi bir gecikme olmadan ya da 1-2 günlük gecikme sonrası kanama ile gebelik sonlanır. Böyle bir durumda “kimyasal gebelik” ten söz edilir. Kimyasal gebelik kese içinde embriyo bulunmadığı için gerçek bir gebelik değil sahte bir gebeliktir. Yani gebelik kanda yapılan incelemeler ile saptanmış ancak klinik olarak saptanabilecek aşamaya gelemeden sonlanmıştır.

Yani, kimyasal gebelikte yumurta hücresi ile sperm tüplerde birleştikten sonra oluşan “blastokist” rahim içine tutunamadan veya tutunduktan birkaç gün sonra atılıp kaybolmaktadır. Oluşan tüm gebeliklerin %50kadarı kimyasal gebelik şeklinde abort ile sonuçlanmaktadır. Atılmanın sebebi ise bebeğin oluşum aşamasında oluşan bir takım hatalardır.

Habitüel abortus (tekrarlayan düşükler):  Birbirini izleyen iki veya daha fazla gebeliğin abort ile sonuçlanması durumunda tekrarlayan düşüklerden (habituel abortus) söz edilir.  Tekrarlayan düşüklerin sebepleri: Uterus (Rahim) yapısal bozuklukları ve serviks (rahim ağzı) yetersizliği, Endokrin (hormonal) bozukluklar, Enfeksiyonlar, Kromozomal bozukluklar, Otoimmün hastalıklardır (Bağışıklık sistemi hastalıkları).

DÜŞÜKLERİN GÖRÜLME SIKLIĞI

Kimyasal gebeliklerin %50-60 kadarı kendiliğinden sonlanmakta ve çoğu zaman yalnızca birkaç günlük adet gecikmesi olarak algılanarak fark edilememektedir.

Bilimsel çalışmalarda rapor edilen düşük sıklığı ise tahminlerin üzerinde ortalama olarak % 20 civarındadır. Genelde en sıklıkla ilk 3 ay risk dönemidir. Gebelik ilerledikçe düşük olma olasılığı da giderek azalmaktadır.

DÜŞÜK NEDENLERİ

Erken dönemde embriyoya ait nedenler düşüklerin %90’ını oluşturur. Bunlar arasında en önemli neden o bebeğe ait “kromozomal bozukluklar”dır. Özellikle anne yaşı ileri olanlarda embriyoya ait problemler sık olarak ortaya çıkarak düşüğe sebep olmaktadır. Örneğin 20 yaşında bir kadın hamile kaldığında bunun düşükle sonuçlanma olasılığı %13 iken 42 yaşından sonra bu oran %50 dir. Bunun nedeni annenin yumurtalıklarındaki yaşlanmadır.

Çoğul gebelikler, teratojenik veya mutajenik etkiler (ilaç, radyasyon gibi), genetik nedenler, üreme sistemindeki yapısal anomaliler, doğumsal uterin anomaliler (çift rahim, rahim içinin darlığı, rahim içinde perdeler vb),myomlar Servikal yetmezlik (Rahim ağzı yetmezliği), annede görülen bazı enfeksiyonlar (Kızamıkçık, Sitomegalovirus, Listerya, Toksoplasma gibi), annede görülen sistemik hastalıklar (Sistemik lupus (SLE), Bazı tiroid hastalıkları (hashimato tiroiditi, graves gibi), Polikistik over hastalığı (PCOS), Kontrolsüz şeker hastalığı (diabetes mellitus), Böbrek hastalıkları, Endometriosis, Şiddetli hipertansiyon, Antifosfolipid sendromu (Trombofilia), Zararlı alışkanlıklar (Sigara, Alkol, Uyuşturucu) düşüklerin en sık nedenleridir.

DÜŞÜĞÜN BELİRTİLERİ

Düşüğün en önemli belirtisi kanamadır. Vajinal kanama durumunda mutlaka bir ultrason değerlendirilmesi ve bazen de alttan spekulum muayenesi gereklidir. Vajinal kanamaya kasıktaki şiddetli ağrıların da eşlik etmesi abort tehlikesinin arttığına işaret etmektedir.

DÜŞÜKTE YAPILAN İŞLEMLER

Ayrıntılı bir anamnez (öykü alma), muayene ve tansiyon ölçümü sonrasında yapılacak bir ultrason incelemesi ile bebeğe ait kalp atımlarının varlığı kontrol edilir. Düşük  tanısı kesinlik kazandıktan sonra hastaya kürtaj işlemi yapılmaktadır.

Her vajinal kanama düşük olmadığı için eğer ki düşük gerçekleşmediği saptanırsa “Abortus imminens” tanısı konularak hasta müşahede altına alınır.

Tüm düşüklerden sonra kürtaj gerekli midir?

Eğerki “komplet” yani tam düşük yapılmamış ise düşükten sonra kürtaj gereklidir.  Çünkü içeride kalan parçalar kanama veya enfeksiyona neden olabilir.

Kürtaj sonrası kanama ne kadar sürer?

Düşük sonrası yapılan kürtaj sonrasında kanama miktarı gittikçe azalarak 2-7 gün kadar sürebilir. Çoğu zaman bu kanama pıhtısız şekildedir ve miktarı bir adet kanamasından fazla değildir.

Kürtaj sonrası ilaç tedavisi gerekli midir?

Küretaj işlemi sonrası rahim içinde enfeksiyon gelişmemesi için antibiyotik tedavisi gereklidir. Bunun için doktorunuz uygun antibiyotik tedavisini re çete edecektir. Doktorunuz gerekli görüyorsa rahim duvarının kısa sürede toparlanması için östrojen ve progesteron kombinasyonu içeren ilaçlar reçete edebilir.

Düşük sonrası ilk adet ne zaman görülür?

Bir düşük sonrası uygulanan kürtajdan  4-6 hafta sonra ilk adetinizi göreceksiniz. Hamilelik öncesi adetlerin gecikmeli olması durumunda ilk periyod daha da gecikebilir.

Düşükten sonra yeni bir gebelik için ne kadar beklenmelidir?

Tıbbi olarak düşük sonrası ilk adet kanamasından sonra gebelik şansı vardır ve gebe kalınmasında her hangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Kürtaj sonrası ilk ilişki ne zaman önerilir?

Kürtajdan 10-15 gün sonra cinsel ilişki olabilir. Ancak eğer halen kanama devam ediyorsa enfeksiyon riski nedeni ile kanamanın devam ettiği süre içinde cinsel ilişki önerilmez.

Gebelikte bazen her türlü önlemin alınmasına rağmen düşük kaçınılmaz olabilir. Ancak yine de düşük olasılığını en aza indirmek için genel sağlık durumunuzun iyi olması, ideal kilonuzda olmanız, dengeli beslenmeniz, hamilelik öncesi kullanıyor iseniz sigara veya alkolü bırakmanız hamileliğiniz için oldukça faydalı olacaktır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar